Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
admin

Vakıf Haftası Nedir


Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle

Vakıf Nedir

1- Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmi bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para.
2- Bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği yer.
3- Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş

Vakıf Haftası Nedir (08-14 Mayıs)

İnsanlardaki yardım duygusunu geliştirmek, dayanışmanın önemini anlatmak ve insanların gönül zenginliğine ulaşmasına yardımcı olmak amacı ile 1985 yılından beri 3–9 aralık tarihleri arasında “vakıf haftası” kutlanılmaktaydı fakat yeni yapılan düzenlemeler sonucunda mayıs ayının ikinci haftası yani 08-14 Mayıs Vakıflar Haftası olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Vakıflar Haftasını Niçin Kutlarız

Vakıf kelimesinin Arapça kökenli eski bir kelime olması ‘vakıfların’ ve ‘vakıflar Haftasının’ anlamını bizlerin tam algılamasını etkilediğini söyleyebiliriz. Ama bu yazıda göreceğimiz gibi bizim yaşattığımız özellikle Selçuklu ve Osmanlı Medeniyetleri birer vakıf medeniyetleridir. Önce kelime anlamından başlayalım dilerseniz. Vakıf kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir. Sözlükte “bir şeyi daimî olarak durdurmak” anlamına gelmektedir. Ancak geniş kapsamlı düşünüldüğünde ‘bir malı özel mülkiyetten çıkarıp, çıkarlarını sonsuza kadar bir hayır işine ayırarak saklamak” anlamına gelmektedir. Bizim uygarlığımızdaki asıl bilinen anlamı da budur. Bugünkü algılayışımız çerçevesinde, vakıflar için ‘toplumda sosyal dayanışmanın sağlanması, bir tür yardımlaşma, bir şekilde muhtaç olan insanlara yardım etme, vb. amacıyla kurulan sosyal kurumlardır’ denilebilir. Ama vakıf etmenin anlamı bu cümlenin de sınırları fazlasıyla aşmaktadır. Bir kere, hiçbir şey beklemeden bir mülkü, serveti, binayı veya araziyi, vb. sadece insanların yararına sarf edilmek üzere bağışlama başlı başına anlaşılması gereken bir durumdur.
Mustafa Armağan’nın güzel ve doğru anlatımıyla; Vakfın maldan veya mülkten yararlanma hakkını kamu yararına, bir başka deyişle ona muhtaç olan Allah’ın kullarına ayırmayı devamlı hale getirmek için de bazı önlemler alınır. Çünkü insanların faydasına ayrılan mal-mülk, sadece o zamandaki insanların yararlanmasıyla sınırlı değildir. Gelecek kuşaklar için de geçerlidir. Böylece vâkıfın karşısına zamana hükmetme gibi bir sorun çıkmaktadır. Bu gelecek zamanın ucunu tutmayı sağlamak için vakfiyeye (vakfedildiğine dair yazılı belge) maddeler, hatta uyarılar konulur. Böylece o malı-mülkü gelecekte kullanacak olanların kötüye kullanmalarının önüne geçmek için, bir nevi yoldan sapmalarına karşı önlemini alır. Örneğin, Şeyhülislam Karaçelebizade Abdülaziz Efendi’nin Bursa’daki “Mütfi Suyu” vakfiyesinde, ‘çeşmelerin Allah rızası için yapıldığını ve suyunu amacı dışında kullananlara Allah’ın lanet edeceği’ yazılmıştır. Nitekim Fatih Sultan Mehmet’in de Ayasofya vakfiyesinde bu ulu mabedi vakfediliş amacı dışında kullananlara ağır bir dille lanet ettiğini biliyoruz.
(Mustafa Armağan SİVİL TOPLUM DERGİSİ, YIL: 4 SAYI: 15 / TEMMUZ- EYLÜL 2006) Bugünkü, fakirlere sembolik yardımlarda bulunmanın dışında kapsamlı bir hayır yarışıdır Vakıf olgusu. Adeta o zamanın insanları bir hayır cinnetine tutulmuş gibidirler. Bundan olsa gerektir ki, vakıflar Selçuklu ve Osmanlı Medeniyetinde toplum yaşamının neredeyse birçok alanını kapsamaktadırlar. Eski medeni hukuk hocalarından Esat Arsebük’ün şu satırları vakıfların yerini yetkinlikle bize anlatmaktadır: ‘Vakıflar sayesinde bir adam vakıf bir evde doğar, vakıf beşikte uyur, vakıf mallardan yer ve içer, vakıf kitaplardan okur, vakıf bir okulda hocalık eder, vakıf idaresinden ücretini alır, öldüğü zaman vakıf bir tabuta konur ve vakıf bir mezarlığa gömülürdü’. (Mustafa Armağan, aynı makalesi) Selçuklu Devletinden örnek verirsek, Gordolevsky isimli Rus tarihçi Doğu Anadolu Tarihini sadece o döneme ait Selçuklu vakıf belgelerini kullanarak yazmıştır. Bugün Anadolu’nun içlerinde gördüğümüz hanları, kervan sarayların, hamamların, hastanelerin, şifahanelerin, medreselerin birçoğu vakıftır… Neler vakıf edilmekteydi diye sorarsak, karşımıza çıkan cevap hayatı kapsayan her şeydir. Din bilimleri eğitim kurumları birer vakıf olduğu gibi sibyan mektepleri (çocuk okulları), idadiler (liseler), rüşdiyeler (ortaokullar), darülfünun (üniversiteler -saraydaki Enderun Mektebi hariç-) hepsi vakıftır. Sağlık hizmetleri (hastaneler, şifahaneler) birer vakıf olarak hizmet vermiştir. Aynı şekilde su, kanalizasyon gibi belediye hizmetleri de vakıfların kapsama alanına girmiştir. Hatta İstanbul’da halen çalışan ‘Vakıf Menba Suları İşletmesi’, bu eski su vakıflarından bir örnek olarak aramızda yaşamaya devam etmektedir. Vakıfların Osmanlı’da ve Cumhuriyet döneminde “sosyal bütünleşme”yi sağlayıcı fonksiyonu üzerine bir doktora tezi hazırlamış bulunan Adnan Ertem’e göre Osmanlı’da ‘köprü, yol, sebil, kervansaray, çeşme, kemer, kanal gibi bayındırlık hizmetlerinin yanı sıra kale, istihkâm, gemi, donanma inşası gibi askerî hizmetlerin de tamamı değilse bile bir kısmı’ vakıflar tarafından yapılmıştır. Bu bilgiler ışığında baktığımızda vakfın Osmanlı insanı açısından taşıdığı değer biraz daha belirginleşmektedir. Geçmişte sadece şehirlerde fakir fukara için icat edilen sadaka taşlarını, dükkânlara giderek veresiye yazdıranların borçlarını sildirenleri (“zimem defterleri” deniliyordu bunlara), sebilleri, kuyuları, aşevlerini hatırlayarak vakfın bu toplumun derin damarlarında gezen eden anlamını daraltmamak gerekir. Bugün Anadolu köylerini gezdiğinizde yol üzerindeki meyve ağaçlarının yolculara vakfedildiğini, yani tarla sahibinin bu ağaçların meyvelerini yoldan geçenlerin yemesi için ayırdığını ve onlardan ne kendisinin yararlandığını, ne de ailesini yararlandırdığını kolayca görürsünüz. Bunlar adı konmamış, hukukî nitelik kazanmamış vakıflarımızdır. Bunlara ömürlerini bir türbeye, bir aşevine, bir hastaneye, velhasıl topluma yararlı bir işe vakfeden ‘vakıf insanları’ eklediğimizde Osmanlı toplumunun adeta bir “vakıf toplumu” olduğunu söylemek mecburiyetinde kalırız. Evet Osmanlı toplumu bir vakıf toplumu, insanı da bir vakıf insanıdır. Vakıf insanı, bütün yaşamını kendisinin değil insanların faydasına ayırmış, sadece insanlara hizmet için yaşayan insan demektir. Kısaca, Osmanlı medeniyeti, ekonomisinin yaklaşık yüzde 15-20’sini emanet ettiği vakıfların omuzları üzerinde duran bir “vakıf medeniyeti” olarak anılsa yeridir (Mustafa Armağan, aynı makalesi). Dinimizin, yardımlaşmayı ve ihtiyacı olanlara destek olmayı dinin temellerinden sayması vakıfların bu derece gelişmesi ve yaygınlaşmasını sağlamıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da vakıflar etkinliklerini aynı ölçüde sürdürmeye çalışmışlardır. 5 Haziran 1935’te çıkan bir kanunla “Vakıflar Genel Müdürlüğü” kurulmuş, ülkemizdeki vakıfların hepsinin yönetimi, bu Kuruma verilmiştir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi vakıf bireysel tercihlerle bağışlanmakta ve yönetimi de tamamen devlet dışı özel kişiler ve heyetlerle sağlanmaktadır. Nitekim, günümüzde maalesef geçmişte gördüğümüz ölçüde bir vakıflaşma olgusuna rastlamak olanağı yoktur. Ancak son yıllarda, insanımız fakir ve ihtiyaç sahiplerine, şehirlerin ve diğer yerleşim yerlerinin zorunlu ve önemli hizmet alanlarına, bütün insanların faydalarına bağışlar yapmaktadır. Hatta insanlardaki yardım duygusunu geliştirmek, dayanışmanın önemini anlatmak ve insanların gönül zenginliğine ulaşmasına yardımcı olmak amacı ile 1985 yılından beri 3 – 9 Aralık tarihleri arasında “Vakıf Haftası” kutlanmaktadır. Ancak, bu alanda yeni bir algılama ve idrak düzeyine çıkmak gerektiği açıktır. Çünkü vakfedilen –insanların yararına bağışlanan- mülkler ve servetlerin bağışlanması kadar, bağışlanma amacına uygun kullanımı çok daha önemlidir. Bu vakıf olgusunu sağlıklı bir toplumsal sistem haline getirebilmek önemlidir. Yukarıda da Mustafa Armağan’ın belirttiği gibi, vakıf malların ve binaların yanında, toplumuzda yakın zamanlara kadar kullanılan ‘vakıf insan’ kavramı da bulunmaktaydı. Bu kavramın önce bir dönem hafife alınması, sonra da unutulması bu vakıf kültürünü kaybettiğimizi de göstermekte değil midir? Ama dileyelim ki, şimdiki kuşaklardan itibaren bu güzel vakıf kültürünü sonsuza kadar yaşatalım…Vakıflar haftasını kutlama amacımız da sadece vakıfları öğrenmek değil, vakıfların içinde gizli o zengin anlamları ve kültürü öğrenmek olsun!...

Vakıf Haftası Resimleri

  • 2
    Tema Vakfı 3 yıl önce

    Tema Vakfı

Vakıf Haftası Sunumları

  • 4
    Önizleme: 6 ay önce

    Vakıflar Haftası Slaytı / Sunusu (PPTX)

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    VAKIFLAR HAFTASIVAKIFLAR HAFTASI (MAYIS AYI 2. HAFTASI)

    2. Sayfa
    İNSANIN DOĞUŞUNDA VAROLAN YARDIMLAŞMA DUYGU VE DÜŞÜNCESİ İNSANLIĞIN TARİHİ İLE YAŞITTIR. HER TOPLUM YARDIMLAŞMA HUSUSUNDA KENDİ YAŞADIĞI ZAMANIN SOSYAL YAPISINA GÖRE BAZI FAALİYETLERDE BULUNMUŞTUR. YARDIMLAŞMANIN TEŞKİLATLANDIRILMIŞ EN İDEAL ŞEKLİNİ İSE VAKIF OLARAK GÖRMEKTEYİZ.

    3. Sayfa
    VAKIF; KİŞİNİN TAŞINIR VEYA TAŞINMAZ MALLARININ HİÇBİR DIŞ TESİR ALTINDA KALMAKSIZIN SIRF KENDİ RIZA VE İSTEĞİ İLE ŞAHSİ MÜLKİYETİNDEN ÇIKARIP HAYIR VE HASENAT GAYESİ İLE YİNE KENDİSİ TARAFINDAN BELİRTİLEN ŞART VE HİZMETLERİN YERİNE GETİRİLMESİ İÇİN EBEDİ OLARAK TAHSİS ETMESİDİR. BU DURUMDA VAKIF KURAN KİŞİ İLE VAKIF (VAKFEDEN) KİŞİ ARASINDA VAKFIN HANGİ ŞARTLARA GÖRE YÜRÜTÜLECEĞİNİ BELİRTEN YAZILI BELGELERE DE VAKFİYE DENİLMEKTEDİR.

    4. Sayfa
    VAKFİYELER, MAHKEMELERDE HAKİMLER VE ŞAHİTLER HUZURUNDA TANZİM EDİLEN BELGELER OLMALARINDAN DOLAYI TARİHİ KIYMETİ HAİZ GÜVENİLİR BELGELERDİR. SADECE VAKIF HİZMETLERİNİN NASIL YAPILMASI GEREKTİĞİNİ DEĞİL, AYNI ZAMANDA; HUKUKİ, TARİHİ, COĞRAFİ, TOPLUMSAL, İKTİSADİ, DİNİ VB. YÖNLERDEN KÜLTÜRÜMÜZÜ YANSITAN BİLGİLER AÇISINDAN DA ÇOK ÖNEMLİ BİR HAZİNEDİR.

    5. Sayfa
    TARİHE BAKTIĞIMIZ ZAMAN ATALARIMIZIN SAYISIZ HAYIR KURUMLARI KURMUŞ OLDUKLARINI GÖRÜRÜZ. CAMİLER, MEDRESELER, YETİMHANELER, GÜÇSÜZLERİ KORUMA YURTLARI, KERVANSARAYLAR, TERSANELER, YOLLAR, KÖPRÜLER, HANLAR, HAMAMLAR, AŞ EVLERİ GİBİ VAKIF VE HAYIR KURUMLARI HEP ALLAH İNANCI VE İBADET AMACIYLA YAPMIŞLARDIR. VAKIF VE ÖNEMİ

    6. Sayfa
    ATALARIMIZ BU HAYIRLI İŞLERİ YAPMAKLA KALMAMIŞ, ONLARI AYAKTA TUTACAK, DEVAMLARINI SAĞLAYACAK, HARAP OLUP YIKILMALARINI ÖNLEYECEK TEDBİRLERİ DE ALMIŞLARDIR. VAKIFLAR, HZ. MUHAMMET (S.A.V.) İLE VÜCUT BULMUŞ, HAYIR KURUMLARI OLARAK BAŞLAMIŞ ATALARIMIZIN BU MANEVİ MİRASA SAHİP ÇIKMALARIYLA DA GÜNÜMÜZE KADAR UZANMIŞ GELMİŞTİR.

    7. Sayfa
    İNSANLAR BU HAYIR KURUMLARINDAN BEDAVA YARARLANIRLARDI. KÖYLERDE KÖY ODALARI, EVLERDE HARİCİYE ADI VERİLEN MİSAFİR ODALARI BULUNURDU. ATALARIMIZ, DEDELERİMİZ BİR YOLCU, BİR FAKİR VEYA BİR YABANCI BULUP SOFRASINA OTURTMAK İÇİN CAN ATARDI. NE YAZIK Kİ BU GÜN ÜST KATTA OTURAN ALT KATTAKİNİ TANIMAYACAK ŞEKİLDE KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZ YAŞAMAKTAYIZ.

    8. Sayfa
    BİR HİZMETİN GELECEKTE DE HİZMET OLARAK DEVAMINI SAĞLAMAK AMACIYLA KENDİ İSTEKLERİ İLE RESMİ YOLLARLA BAĞIŞLANAN MÜLK VE PARALARA VAKIF DENİR. TÜRK TOPLUMUNDA VAKIFLARIN ÇOK ESKİ BİR GEÇMİŞİ VARDIR. ESKİDEN BAĞIŞLANAN HANLAR, HAMAMLAR, YAPILAN KÖPRÜLER, ÇEŞMELER, OKULLAR VE CAMİLER BUNA ÖRNEK OLARAK VERİLEBİLİR. BAĞIŞLANAN BU ESERLERİN GELECEĞE SAĞLIKLI KALABİLMELERİ KORUNMALARINA BAĞLIDIR. GEÇMİŞİN GELECEKTE YAŞATILMASI DA VAKIFLARIN GÖREVLERİ ARASINDADIR.VAKIF NEDİR? VAKIF NASIL ÇALIŞIR?

    9. Sayfa
    BU ESERLERİN KORUNMASI VE VERİLEN HİZMETİN DEVAMINI SAĞLAMAK İÇİN VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULMUŞTUR. BÜTÜN BU ESERLER, VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN ONARILIR, KİRAYA VERİLİR, GELİRLERİ TOPLANIR. TOPLANAN BU GELİRLER ESERLERİN KORUNMASI, KİMSESİZLERE YARDIM VE ÇALIŞANLARIN MAAŞ ALACAKLARI OLARAK HARCANIR. TÜRKİYE’DE VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN MALI OLAN BİR ÇOK DÜKKAN VE İŞ YERİ BULUNMAKTADIR.

    10. Sayfa
    VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE BAĞLI VAKIF ESERLERİ SAYISI 7500 CİVARINDADIR. VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BU GELİRLER DIŞINDA DEVLET TARAFINDAN DA DESTEKLENMEKTEDİR. BUNUN İÇİN HER YIL BÜTÇEDEN BELİRLİ BİR MİKTARDA ÖDENEK AYRILMAKTADIR.

    11. Sayfa
    VAKIFLARA BAĞLI ÖĞRENCİ YURTLARINDA ÖĞRENCİLERİN BARINMA, YİYECEK VE GİYECEK İHTİYAÇLARI KARŞILIK BEKLEMEDEN SAĞLANIR. DÜŞKÜNLER VE YOKSULLAR İÇİN AŞ EVLERİ AÇIP ONLARIN DAHA SAĞLIKLI YAŞAMALARINA KATKIDA BULUNURLAR. SAĞLIK HİZMETLERİ VEREN VAKIFLAR DA AYNI HİZMETLERİ İNSANLARA SUNARLAR.

    12. Sayfa
    VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE VAKIFLARIN HİZMETLERİNİ ANLATMAK AMACIYLA HER YIL BU VAKIFLAR HAFTASI KUTLANIR. HAFTA BOYUNCA VAKIFLARIN ÇALIŞMALARI HAKKINDA BİLGİ VERİLİR. RADYO VE TELEVİZYONLARDA, OKULLARDA KONU İLE İLGİLİ KONUŞMALAR YAPILIR. OKULLARDA VAKIF ESERLERİNİ TANITICI DUVAR GAZETELERİ DÜZENLENİR. GİDİLEBİLECEK VAKIFLAR VE VAKIF ESERLERİNE GEZİLER DÜZENLENİR.

    13. Sayfa
    TARİHİN İZLERİNİN YAŞANDIĞI BU ESERLERE SAHİP ÇIKALIM. YAŞAMALARI İÇİN YARDIM EDELİM. VAKIF ESERLERİNİ KORUMAK İÇİN YARDIMCI OLALIM. HAYIRLI İŞ YAPMANIN EN EMİN YOLU VAKIFLARA YAPILAN BAĞIŞLARDIR. MEHMETÇİK VAKFI, MİLLİ EĞİTİM VAKFI, KALP VAKFI GİBİ VAKIFLAR KENDİ ALANLARI İLE İLGİLİ HİZMET VERMEKTEDİRLER.

    14. Sayfa
    VAKFIN TARİHÇESİ ÇOK ESKİLERE DAYANIR. DİNİMİZ YARDIMLAŞMAYI VE İHTİYACI OLANLARA DESTEK OLMAYI DİNİN TEMELİ SAYMIŞTIR. VAKIFLAR OSMANLILAR ZAMANINDA DAHA YAYGINLAŞMIŞTIR. CUMHURİYETİN KURULUŞUNDAN SONRA DA ETKİNLİĞİNİ AYNI ÖLÇÜDE SÜRDÜRMÜŞTÜR. 5 HAZİRAN 1935’TE ÇIKAN BİR KANUNLA “VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ” KURULDU. ÜLKEMİZDEKİ VAKIFLARIN HEPSİNİN YÖNETİMİ, BU TEŞKİLATA VERİLDİ.

    15. Sayfa
    VAKIFLAR EĞİTİME, ÖĞRETİME, BELEDİYELERE, SAĞLIK İŞLERİNE, YOKSULLARA HİZMET EDERLER. VAKIF TARAFINDAN YARDIM ALAN KİŞİLERİN ADLARI, KURUM TARAFINDAN AÇIKLANMAZ.

    16. Sayfa
    ÜLKEMİZİN SOSYAL, EKONOMİK, KÜLTÜREL VE YURT SAVUNMASINDA VAKIFLARIN YARDIMLARI BÜYÜKTÜR. BU KADAR GÜZEL BİR HİZMETİN SÜREKLİLİĞİNİ SAĞLAMAK HEPİMİZİN GÖREVİDİR. VAKIFLARA YARDIM EDEREK GELİRLERİNİ ÇOĞALTMAK VE ÇALIŞMALARINI DESTEKLEMEMİZ GEREKİR. MEHMETÇİK VAKFI TSK ELELE VAKFI TSK GÜÇLENDİRME VAKFI TSK DAYANIŞMA VAKFI TSK SAĞLIK VAKFI TSK EĞİTİM VAKFI

    17. Sayfa
    VAKIFLARIN TOPLUMSAL YAŞAMIMIZDAKİ HİZMETLERİNİ ŞÖYLE SIRALAYABİLİRİZ. 1. DİNİ HİZMETLER 2. SAĞLIK HİZMETLERİ 3. EĞİTİM VE ÖĞRETİM HİZMETLERİ 4. AŞ EVİ HİZMETLERİ 5. SOSYAL HİZMETLER 6. SANAT VE KÜLTÜR HİZMETLERİ7. PARA YARDIMI 8. MİLLİ SAVUNMA HİZMETLERİ 9. İKTİSADİ HİZMETLER10. ULAŞTIRMA HİZMETİ 11. SPOR HİZMETLERİ

    18. Sayfa
    İNSANLARDAKİ YARDIM DUYGUSUNU GELİŞTİRMEK, DAYANIŞMANIN ÖNEMİNİ ANLATMAK VE İNSANLARIN GÖNÜL ZENGİNLİĞİNE ULAŞMASINA YARDIMCI OLMAK AMACI İLE 1985 YILINDAN BERİ “VAKIFLAR HAFTASI” KUTLANMAKTADIR.

    19. Sayfa
    YARARLANILAN KAYNAKLARwww.wikipedia.org www.hilalegitim.net

    20. Sayfa
    HAZIRLAYAN VE SUNANBENİ DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM ALPEREN KOLDAŞ4-C NO:12

  • 1
    Önizleme: 6 ay önce

    Türklerde Vakıf Kültürü Sunusu (Slayt / PPTX)

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa


    2. Sayfa
    Vakıf Nedir?Vakıf, kurumlaşmış bir YARDIM ANLAYIŞI ‘nı ifade eder.O halde sosyal anlamı ile Vakıf, “Bir Müslümanın malının bir bölümünü veya tamamını hayır amacıyla bağışlamasına denir….”"Hayırda yarışınız" emri, "İnsanların en hayırlısı , insanlara faydalı olanıdır" prensibi gereği; toplum birbiri ile yarışmış ve günümüze kadar ulaşan muazzam eserler vücuda getirilmiştir. style.visibilitystyle.visibility

    3. Sayfa
    Vakıfların ne gibi yararları olmuştur?Vakıflar yoluyla şehir, kasaba köy gibi yerleşim merkezlerinde cami, medrese, yol, çeşme vb. bir çok yapı yapılmış , böylelikle devlete imar (Bayındır) konusunda yapılacak fazla bir şey kalmamıştır. Yani, devlete YÜK OLMADAN, yerleşim alanlarının alt yapısı kurulmaya çalışılmıştır.1856 Yılına kadar Vakıflar, bugün Belediyelerin (Su, Ulaşım, Aydınlatma, Temizlik, Asayiş vs…) yaptığını devlete hiçbir külfet getirmeden gerçekleştirmiştir.Tüm bu Sosyal Dayanışma ile, toplumda BİRLİK ve BERABERLİK RUHU oluşturulmuş ve böylece insanlar huzur içinde birbirlerine yardımcı olma duygusu ile hareket etmişlerdir.style.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    4. Sayfa
    Vakıflar Genel Müdürlüğünedir?Vakfın tarihçesi çok eskilere dayanır. Dinimiz yardımlaşmayı ve ihtiyacı olanlara destek olmayı dini temeli saymıştır. Vakıflar Osmanlılar zamanında daha da yaygınlaşmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da etkinliğini aynı ölçüde sürdürmüştür. 5 Haziran 1935’te çıkan bir kanunla “Vakıflar Genel Müdürlüğü” kuruldu. Ülkemizdeki vakıfların hepsinin yönetimi, bu teşkilata verildi.style.visibilitystyle.visibility

    5. Sayfa
    Vakıflar Haftası ne zaman kutlanmaktadır?İnsanlara yardımlaşma duygusunu aşılamak, dayanışmanın güzelliğini anlatmak ve insanların gönül zenginliğini açığa çıkarmak suretiyle Mayıs ayının ikinci haftası “Vakıf Haftası” olarak tüm yurtta kutlanmaktadır.style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibility

    6. Sayfa
    OSMANLI DÖNEMİ’NDEN KALAN VAKIF ESERLERİKastamonu / Cem Sultan BedestanıEdirne / Ali Paşa ÇarşısıEdirne / Selimiye Camisiİzmir / Yalı CamisiManisa / Hafs Sultan Camisi

    7. Sayfa
    Ankara / Ahi Şerafettin Camisiİstanbul / Eminönü III.Ahmet Çeşmesiİstanbul / Eminönü Haseki HamamıBolu / Y.Bayezid HamamıOSMANLI DÖNEMİ’NDEN KALAN VAKIF ESERLERİ

    8. Sayfa
    Edirne / Sokullu Mehmet Paşa Hamamıİzmir / Bergama Hacı Hekim HamamıAfyon / Taşhan KervansarayıAksaray / Sultan HanıAdana / Kurtkulağı KervansarayıOSMANLI DÖNEMİ’NDEN KALAN VAKIF ESERLERİ

    9. Sayfa
    Afyon / İhsaniye KervansarayıAksaray / Karatay HanıKastamonu / Kurşunlu HanıTokat / Mahperi Hatun HanıOSMANLI DÖNEMİ’NDEN KALAN VAKIF ESERLERİ

    10. Sayfa
    İzmir / Çeşme Kervansarayıİzmir / Kızlar Ağası HanıAyvalık / Cunda Adası KilisesiÇorum / II.Bayezid Köprüsüİstanbul / B.Çekmece KöprüsüOSMANLI DÖNEMİ’NDEN KALAN VAKIF ESERLERİ

    11. Sayfa
    Edirne / Uzunköprü II.Murat Han Köprüsüİstanbul / Sultan Ahmet KülliyesiKastamonu / Yakup Ağa KülliyesiOSMANLI DÖNEMİ’NDEN KALAN VAKIF ESERLERİ

    12. Sayfa
    Kırşehir / Aşık Paşa Türbesiİstanbul / Fatih Medresesiİzmir / Kadı Necmeddin Külliyesiİzmir / Birgi D.Hadis MedresesiOSMANLI DÖNEMİ’NDEN KALAN VAKIF ESERLERİ

    13. Sayfa
    Günümüzde Ne Gibi Vakıflar Vardır?style.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_hstyle.visibilityppt_wppt_h

    14. Sayfa


Vakıf Haftası Videoları

  • 1
    6 ay önce

    150 Madde de Vakıf Ruhu Nedir?

Vakıf Haftası Soru & Cevap

  • 3

    7 ay önce

    Soru : vakıf haftası 7 mayıs ile 13 mayıs arasında kutlanmıyor mu?

    6 ay önce
    Haklısın 1985 yılından beri 3–9 Aralık tarihleri arasında “Vakıf Haftası” kutlanmaktaydı. Fakat yeni yapılan düzenlemeler sonucunda mayıs ayının ikinci haftası yani 08-14 Mayıs Vakıflar Haftası olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Vakıf Haftası Ek Bilgileri

  • 1
    7 ay önce

    Vakıf Haftası Hakkında Genel Bilgi


    Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere "Vakıf" denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin geleceğe taşınması ve yaşatılması vakıfların görevi arasındadır.

    İnsanlar arasında sosyal dayanışmanın sağlanması, yardımlaşmak, birbirine destek olmak, acı ve mutlu günleri paylaşmak, sevgi ve saygı tohumlarını atabilmek için fertler arasındaki ilişkilerin iyi olması gerekir.

    Vakfın tarihçesi çok eskilere dayanır. Dinimiz yardımlaşmayı ve ihtiyacı olanlara destek olmayı dini temeli saymıştır. Vakıflar Osmanlılar zamanında daha da yaygınlaşmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da etkinliğini aynı ölçüde sürdürmüştür. 5 Haziran 1935'te çıkan bir kanunla "Vakıflar Genel Müdürlüğü" kuruldu. Ülkemizdeki vakıfların hepsinin yönetimi, bu teşkilata verildi.

    Vakıflar eğitime, öğretime, belediyelere, sağlık işlerine, yoksullara hizmet ederler. Vakıf tarafından yardım alan kişilerin adları, kurum tarafından açıklanmaz.

    Ülkemizin sosyal, ekonomik, kültürel ve yurt savunmasında vakıfların yardımlar büyüktür. Bu kadar güzel bir hizmetin sürekliliğini sağlamak hepimizin görevidir. Vakıflara yardım ederek gelirlerini çoğaltmak ve çalışmalarını desteklememiz gerekir.

    Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz.

    1. Dini hizmetler.

    2. Sağlık hizmetleri.

    3. Eğitim ve öğretim hizmetleri.

    4. Aş evi hizmetleri.

    5. Sosyal hizmetler.

    6. Sanat ve kültür hizmetleri.

    7. Para yardımı.

    8. Milli savunma hizmetleri.

    9. İktisadi hizmetler.

    10. Ulaştırma hizmeti.

    11. Spor hizmetleri.

    İnsanlardaki yardım duygusunu geliştirmek, dayanışmanın önemini anlatmak ve insanların gönül zenginliğine ulaşmasına yardımcı olmak amacı ile 1985 yılından beri 3 - 9 Aralık tarihleri arasında "Vakıflar Haftası" kutlanmaktadır.

    İnsanın yaradılışında var olan yardımlaşma duygu ve düşüncesi insanlığın tarihi ile yaşıttır. Her toplum yardımlaşma hususunda kendi yaşadığı zamanın sosyal yapısına göre bazı faaliyetlerde bulunmuştur. Yardımlaşmanın teşkilatlandırılmış en ideal şeklini ise vakıf olarak görmekteyiz.

    Arapça bir kelime olan VAKIF sözlükte yer aldığı şekliyle durma, durdurma, hareketten alıkoyma, hapsetme ve dinlendirme manalarına gelir. Çoğulu Evkaf’dır

    Terim olarak bir malı veya mülkü satılmamak kaydı ile ve bazı özel şartlar çerçevesinde bir hayır işine tahsis etmek olduğu bilinen vakıf bugünkü anlamda şöyle tanımlanabilir.

    Vakıf; kişinin taşınır veya taşınmaz mallarının hiçbir dış tesir altında kalmaksızın sırf kendi rıza ve isteği ile şahsi mülkiyetinden çıkarıp hayır ve hasenat gayesi ile yine kendisi tarafından belirtilen şart ve hizmetlerin yerine getirilmesi için ebedi olarak tahsis etmesidir. Bu durumda vakıf kuran kişi ile vakıf (Vakfeden) kişi arasında vakfın hangi şartlara göre yürütüleceğini belirten yazılı belgelere de VAKFİYE denilmektedir.

    Vakfiyeler, mahkemelerde Hakimler ve şahitler huzurunda tanzim edilen belgeler olmalarından dolayı tarihi kıymeti haiz güvenilir belgelerdir. Sadece vakıf hizmetlerinin nasıl yapılması gerektiğini değil, aynı zamanda; hukuki, tarihi, coğrafi, toplumsal, iktisadi, dini vb. yönlerden kültürümüzü yansıtan bilgiler açısından da çok önemli bir hazinedir. 
     


    Vakıf haftası hakkında genel bilgi:

    Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere “ Vakıf” denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin geleceğe taşınması ve yaşatılması vakıfların görevi arasındadır. 
    İnsanlar arasında sosyal dayanışmanın sağlanması, yardımlaşmak, birbirine destek olmak, acı ve mutlu günleri paylaşmak, sevgi ve saygı tohumlarını atabilmek için fertler arasındaki ilişkilerin iyi olması gerekir. 
    Vakfın tarihçesi çok eskilere dayanır. Dinimiz yardımlaşmayı ve ihtiyacı olanlara destek olmayı dini temeli saymıştır. Vakıflar Osmanlılar zamanında daha da yaygınlaşmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da etkinliğini aynı ölçüde sürdürmüştür. 5 Haziran 1935’te çıkan bir kanunla “Vakıflar Genel Müdürlüğü” kuruldu. Ülkemizdeki vakıfların hepsinin yönetimi, bu teşkilata verildi. 
    Vakıflar eğitime, öğretime, belediyelere, sağlık işlerine, yoksullara hizmet ederler. Vakıf tarafından yardım alan kişilerin adları, kurum tarafından açıklanmaz. 
    Ülkemizin sosyal, ekonomik, kültürel ve yurt savunmasında vakıfların yardımlar büyüktür. Bu kadar güzel bir hizmetin sürekliliğini sağlamak hepimizin görevidir. Vakıflara yardım ederek gelirlerini çoğaltmak ve çalışmalarını desteklememiz gerekir. 
    Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz:
    1. Dini hizmetler 
    2. Sağlık hizmetleri 
    3. Eğitim ve öğretim hizmetleri 
    4. Aş evi hizmetleri 
    5. Sosyal hizmetler 
    6. Sanat ve kültür hizmetleri. 
    7. Para yardımı 
    8. Milli savunma hizmetleri 
    9. İktisadi hizmetler. 
    10. Ulaştırma hizmeti 
    11. Spor hizmetleri 
    İnsanlardaki yardım duygusunu geliştirmek, dayanışmanın önemini anlatmak ve insanların gönül zenginliğine ulaşmasına yardımcı olmak amacı ile 1985 yılından beri 3 – 9 Aralık tarihleri arasında “Vakıf Haftası” kutlanmaktadır.  




    Vakıf nedir? nasıl çalışır?

    Bir hizmetin gelecekte de hizmet olarak devamını sağlamak amacıyla kendi istekleri ile resmi yollarla bağışlanan mülk ve paralara vakıf denir. Türk toplumunda vakıfların çok eski bir geçmişi vardır. Eskiden bağışlanan hanlar, hamamlar, yapılan köprüler, çeşmeler, okullar ve camiler buna örnek olarak verilebilir. Bağışlanan bu eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin gelecekte yaşatılması da vakıfların görevleri arasındadır. 
    Bu eserlerin korunması ve verilen hizmetin devamını sağlamak için Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Bütün bu eserler, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılır, kiraya verilir, gelirleri toplanır. Toplanan bu gelirler eserlerin korunması, kimsesizlere yardım ve çalışanların maaş alacakları olarak harcanır. Türkiye’de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün malı olan bir çok dükkan ve iş yeri bulunmaktadır. 
    Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı vakıf eserleri sayısı 7500 civarındadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü bu gelirler dışında devlet tarafından da desteklenmektedir. Bunun için her yıl bütçeden belirli bir miktarda ödenek ayrılmaktadır. 
    Vakıflara bağlı öğrenci yurtlarında öğrencilerin barınma, yiyecek ve giyecek ihtiyaçları karşılık beklemeden sağlanır. Düşkümler ve yoksullar için aş evleri açıp onların daha sağlıklı yaşamalarına katkıda bulunulur. Sağlık hizmetleri veren vakıflar da aynı hizmetleri insanlara sunarlar. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve vakıfların hizmetlerini anlatmak amacıyla her yıl 3 – 9 Aralık tarihleri arasında Vakıflar Haftası kutlanır. Hafta boyunca vakıfların çalışmaları hakkında bilgi verilir. Radyo ve televizyonlarda, okullarda konu ile ilgili konuşmalar yapılır. Okullarda vakıf eserlerini tanıtıcı duvar gazeteleri düzenlenir. Gidilebilecek vakıflar ve vakıf eserlerine geziler düzenlenir. 
    Tarihin izlerinin yaşandığı bu eserlere sahip çıkalım. Yaşamaları için yardım edelim. Vakıf eserlerini korumak için yardımcı olalım. Hayırlı iş yapmanın en emin yolu vakıflara yapılan bağışlardır. 
    Mehmetçik Vakfı, Milli Eğitim Vakfı, Kalp Vakfı gibi vakıflar kendi alanları ile ilgili hizmet vermektedirler 




    Vakıf ve Önemi


    Tarihe baktığımız zaman atalarımızın sayısız hayır müesseseleri kurmuş olduklarını görürüz. Camiler, medreseler, darüşşafakalar, yetimhaneler, güçsüzleri koruma yurtları, kervansaraylar, tersaneler, yollar, köprüler, hanlar, hamamlar, aş evleri gibi vakıf ve hayır kurumları hep Allah inancı ve ibadet amacıyla yapmışlardır. Atalarımız bu hayırlı işleri yapmakla kalmamış, onları ayakta tutacak, devamlarını sağlayacak, harap olup yıkılmalarını önleyecek tedbirleri de almışlardır. Bu suretle muazzam bir evkaf müessesesi doğmuştur. Vakıflar, Hz. Muhammet (SAV) ve ashabı kiram’ın fiilleriyle vücut bulmuş, hayır kurumları olarak başlamış atalarımızın bu manevi mirasa sahip çıkmalarıyla da günümüze kadar uzanmış gelmiştir.

    Yukarda saydığımız hayır kurumları oldukça yaygın olup, insanlar bu hayır kurumlarından bedava yararlanırlardı. Köylerde köy odaları, evlerde hariciye adı verilen misafir odaları bulunurdu. Atalarımız, dedelerimiz bir yolcu, bir fakir veya bir yabancı bulup sofrasına oturtmak için can atardı. Ne yazık ki bu gün üst katta oturan alt kattakini tanımayacak şekilde kalabalıklar içinde yalnız yaşamaktayız.
     



    Vakıflar haftası mayıs ayının 2.haftası kutlanmaktadır 
    Daha önce 3-9 aralık tarihlerinde kutlanan vakıfar haftası (hala birçok kaynakta 3-9 aralık olarak geçmektedir) mayıs ayının 2.haftasında kutlanmaktadır.

    İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün gönderdiği 26/12/2005 tarih ve 8771 sayılı yazıda Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 12/12/2005 tarih ve B.02.1.VGM.0.15.00-051/3529-20362 sayılı yazısı ilgi alınarak; daha önce Aralık ayının ilk haftası olan “Vakıflar Haftası”nın 2001 yılından itibaren Mayıs ayının ikinci haftası olarak değiştirilmesine rağmen, değişikliğin bazı kurum ve kuruluşlarına duyurulmamış olması sebebi ile, bu kurum ve kuruluşlar tarafından “Vakıf Haftası” kutlama etkinliklerinin hala Aralık ayının ilk haftası içerisinde yürütüldüğüne dair Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü gerekli açıklamaları yapmış ve bu bilginin de ilgili kurum ve kuruluşlara, kişilere iletilmesini bildirmiştir. 





    Vakıflarımızdan bazıları:

    YENİ VAKIFLARIMIZ 


    Türkiye Eğitim Vakfı 

    Türkiye Körler Vakfı 

    Geri Kalmış Çocuklara Yardım Vakfı 

    Türkiye Sağlık ve Tedavi Vakfı 

    İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı 

    Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı 

    Kültür ve Turizm Vakfı 

    Türkiye Trafik Kazaları Yardım Vakfı 

    Türkiye Kanserle Savaş Vakfı 

    Türk Kültür Vakfı 

    Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı 

    Deniz Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı 

    Dr. Ali Mümtaz Gülsoy Okutma Vakfı 

    Türk Spor Vakfı 

    Kültürel Eserler Vakfı 

    Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı


     
    Vakıflarla ilgili güzel sözler 



    * Vakıf; yorgunu dinlendiren misafirhane, yetimi barındıran yurt, yoksulu güldüren yuvadır.

    * Vakıf; cahili öğreten okul, açı doyuran aşevi, hastayı tedavi eden hastanedir. 

    * Vakıf; mutluluğa götüren kapsamlı ve görkemli bir yoldur. 

    * Vakıf kurumu; insanın insana, hatta insanın tüm canlılara sunabileceği hizmetin tümüdür. 

    * Vakıflar; en güzel bir sosyal hizmet tesisidir.

    * Vakfa saygı, tarihe saygıdır.

    * Vakıf; iman, sevgi ve manevi olgunluğun mahsulüdür.

    * Vakıf; sevgi sembolü, insanlık dolu bir fazilet yoludur.

    * Vakfa hizmet; halka hizmet, halka hizmet ise; hakka hizmettir.

    * Vakıf; diriye şefkat, ölüye rahmet vesilesidir.

    * İyiliklerin en güzeli ve en mükemmeli, sadakayı cariye olan vakıftır.

    * Vakıflar; varlıklarını vatan ve milletine armağan edenlerin eserleridir.

    * Vakfa hizmet kültür ve sanata hizmettir.

    * Vakıflar; geçmişe saygı, geleceğe teminattır.
     
     
    Tarihte Vakıflar:

    Türkiye Büyük Millet Meclisi toplandıktan sonra 2 Mayıs 1920 yılında "Büyük Millet Meclisi İcra Vekillerinin Suret-i İntihabına Dair Kanun" çıkartılarak 11 kişilik İcra Vekilleri Heyetine Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti de alınarak vakıf işleri bu Vekâlet tarafından yürütülmüştür. Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin 3 Mart 1924 gün ve 429 sayılı Yasa ile kaldırılmasıyla görevleri Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmiştir. 

    Vakıflar İdaresinde asıl değişiklikler, 5 Haziran 1935 tarihinde yürürlüğe giren "2762 sayılı Vakıflar Kanunu" ile yapılmıştır. Bu Kanunun 1. maddesine göre vakıflar; yönetim biçimine göre, Mazbut, Mülhak, Cemaat ve Esnafa Mahsus Vakıflar olmak üzere üç kategoride toplanmıştır.

    1- Mazbut Vakıflar: Söz konusu 2762 Sayılı Kanunun 1. Maddesinde Genel Müdürlük tarafından idare edileceği gösterilen, bu Kanunun neşrine kadar mazbutiyet altına alınmış olan ve on seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş bulunan vakıflar ile Kanunen veya fiilen hayrî hizmeti kalmaması üzerine, idaresi doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlanan vakıflardır. Ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahip olmakla beraber bu vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temsil ve idare edilir. Bütün iş ve işlemleri Genel Müdürlükçe yürütülür.

    2- Mülhak Vakıflar: Soydan gelenlere şart edilmiş, mütevellilerince idare ve temsil edilen tüzel kişiliğe haiz vakıflardır. Vakıf senedinde yazılı şartlara göre vakfın evladından olan mütevellilerce idare edilir ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce de denetlenir.

    3- Cemaat ve Esnafa Mahsus Vakıflar: Cemaat ve esnafa mahsus vakıflar, bunlar tarafından seçilen kişi veya kurullarca yönetilir. İlgili Makamlarla Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından teftiş edilir ve denetlenir.

    Türk Medenî Kanununa Tâbi Yeni Vakıflar: Cumhuriyetin kurulmasından sonra, şahısların isteği üzerine, bağımsız mahkemeler tarafından kurulup, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kuruluş senedine uygunluk yönünden denetlenen vakıflardır. 

    Vakıflar Genel Müdürlüğünün, 21.5.1970 tarihli 1262 sayılı Kanunla sınaî, ticarî, ziraî yatırımlara girmesi sağlanmış; 8.6.1984 tarihli 227 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de bazı birimlerin ismi değişerek, devlet standardı içindeki yerine oturmuştur. 

    Vakıflar Genel Müdürlüğüne bir görev olarak tevdi edilen vakıf eski eserlerimizi korumak, kollamak, gelecek nesillere ulaştırma görevi, bu eserlerin bütün insanlığın kültürel mirası olduğu düşünüldüğü zaman, başta mülkî amirler, belediyeler olmak üzere bütün vatandaşlarımız tarafından top yekûn korunması gereken eserlerdir. Tarihimizin ve kültürümüzün bir parçası olan vakıf eserlerin korunması, bir kurum ve kuruluşa emanet edilemeyecek derecede ortak sorumluluk gerektirmektedir. Fert fert bu sorumluluğu paylaştığımız taktirde, tarihi vakıf eserlerimiz sonsuza kadar yaşayacaktır.

    Kaynak : Vakıflar Genel Müdürlüğü 
     
     
    Atatürk ve Vakıflar-1

    1 Mart 1922'de T.B.M.M.’ni Açış Nutkundan 

    “Vakıflarla ilgili konulara gelince; bilinmektedir ki vakıflar memleketimizin mühim bir servetini teşkil eder. Bu servetten millet ve memleketin gerektiği şekilde istifade edebilmesi için Şer’iyye Vekâletiyle beraber bütün Bakanlar Kurulunun ve hatta Yüce Meclisin bu hususu ehemmiyetle tetkik ile bu büyük müessesenin haraplıktan korunmasını ve memlekete faydalı bir hale konulmasını temenni eylerim.

    Efendiler;

    Vakıfların varoluş esprisi göz önüne alınınca; bunun dinî müesseseler ile beraber hizmet ve sosyal dayanışmayı hedeflediği ortaya çıkar.

    Vakıfların imarethaneler, bîmarhâneler, hastahaneler, kütüphaneler, kervansaraylar, hamamlar, çeşmeler, mektepler, medreseler, ve diğer irfan müesseselerini kapsamış olması, vakıflara ait konuların çözümünde uyulması zorunlu olan esasları göstermektedir.”

    K. ATATÜRK
     

    Atatürk ve Vakıflar-2 
    1 Mart 1339 (1923) T.B.M.M.’nin 4.Toplantı Yılını Açarken 

    Efendiler,

    Geçen sene zarfında Evkaf Vekâleti; dînî ve hayrî yapıların tamir ve inşaatında oldukça mühim bir faaliyet göstermiştir. Yapılan tamirler, yurdun çeşitli yerlerinde olmak üzere toplam;
    126 cami ve mescit ile 31 medrese ve mektep,
    22 su yolu ve çeşme, 175 akar ve 26 hamama ulaşmıştır.

    339 senesinde İstanbul’a ait olup, şimdiye kadar teşkilâtsızlık yüzünden ihmal edilen bentlerin tamiratı ciddiyetle göz önüne alınarak; bu hususta bir kanun tasarısı hazırlanıp, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiştir ve adı geçen Kanunun Yüce Meclis tarafından kabulü halinde İstanbul’da susuzluk tehlikesine maruz kalan halk ve dinî yapıların su ihtiyacı mümkün olduğu kadar azaltılacaktır.

    Toplamı önemli bir miktara ulaşan vakıflar giderlerinin hiçbir denetime tutulmadan harcanması uygun olmadığı gibi, devamlı olarak halk tarafından yapılan şikâyetlerin bir an önce tetkiki mümkün olmadığından, 
    yeniden Teftiş Kurulu oluşturulması
    bütçeye konmuştur.

    Aylık yirmibeş, elli kuruş gibi küçük bir ücretle hizmetlerini yürütmekte olan din görevlilerinden 487 kişinin maaşlarına şimdiye kadar 13006 lira zam yapılmış ve bu sene içinde bir o kadar lira zam kararlaştırılmıştır.

    Efendiler !

    Geçen sene arz etmiştim. Bu sene de tekrara mecburum ki, vakıflar konusu mühimdir. Memleket ve milletin hakiki menfaati yönünden tetkik ve günün gereklerine uygun bir şekilde çözülmesi lâzımdır, çok gereklidir.” 

    K. ATATÜRK 



    Atatürk'ün bir telgrafı :
    Telgraf


    Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine

    Son inceleme gezilerimde çeşitli yerlerdeki müzeleri ve eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim.

    1.İstanbul’dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya’da bulunan müzeleri gördüm. Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bazı eserler muhafaza olunmakta ve kısmen de yabancı uzmanların yardımıyla tasnif edilmektedir. Ancak memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz hazineler halinde yatmakta olan eski uygarlık eserlerinin ilerde tarafımızdan ortaya çıkarılarak ilmî bir şekilde koruma ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmali yüzünden çok harap bir halde olan âbidelerin korunmaları için Müze Müdürlüklerine ve kazı işlerinde kullanılmak üzere (arkeoloji) uzmanlarına şiddetle ihtiyaç vardır. Bunun için Maarifçe yurt dışına öğrenime gönderilecek öğrencilerden bir kısmının bu konuya ayrılmasının uygun olacağını düşünmekteyim.

    2.Konya’da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir tahribat içinde bulunmalarına rağmen, sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin gerçek mimarî şaheserleri sayılacak kıymette bazı binalar vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alâeddin Câmii, Sahip Atâ Medrese Cami ve Türbesi, Sırçalı Mescit ve İnce Minareli Cami derhal ve acele olarak onarıma muhtaç bir durumdadırlar. Bu tamirin gecikmesi ve âbidelerin tamamen ortadan kalkmasına sebep olacağından, öncelikle asker tarafından kullanılanlarının boşaltılmasını ve tamamının uzman kişiler kontrolünde onarımının temin edilmesini rica ederim.

    K.ATATÜRK  



    Fatih Sultan Mehmet'in bir vasiyeti:

    FATİH SULTAN MEHMET’İN
    SAĞLIK VAKFI İLE İLGİLİ VASİYETNAMESİ


    Ben ki; İstanbul Fatihi abd-i aciz Fatih Sultan Mehmet bizatihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul’un taşlık mevkiinde kain ve malumu’l-hudut olan 136 bap dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakfı sahih eylerim.

    Şöyle ki;
    Bu gayri menkulatımdan elde olunacak nemalarla İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim. Bunlar ki ellerindeki bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezerler. Bu sokaklara tükürenlerin, tükürükleri üzerine üzerine bu tozu dökerler ki; yevmiye yirmişer akçe alsınlar. Ayrıca 10 cerrah 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tayin ve nasbeyledim.

    Bunlar ki, ayın belli günlerinde İstanbul’a çıkarlar, bilaistisna her kapuyu vuralar. Ve o evde hasta olup olmadığını sorarlar. Var ise şifası yada mümkün ise şifayab olalar. Değilse kendilerinden hiçbir karşılık beklemeksizin darülacezeye kaldırılarak orada salah bulduralar.

    Maazallah her hangi bir gıda maddesi buhranı da vaki olabilir. Böyle bir hal karşılığında bırakmış olduğum 100 silah, ehli erbaba verile. Bunlar ki; hayvanatı vahşiyenin yumurtada veya yavruda olmadığı sıralarda balkanlara çıkıp avlanalar ki, münhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar.

    Ayrıca külliyemde bina ve inşaa eylediğim imarethanede şehit ve şühedanın harimleri ve medine’i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak yemek yemeye veya almaya bizatihi kendileri gelmeyip, yemekleri güneşin loş bir karanlığında kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle.
     
     
     KONUYLA İLGİLİ ŞİİRLER:
     
    Bir buğday tanesi
     
    Sultan Süleyman kuşları çağırmıştı,
    Bir tanesi zamanında gelemedi.
    Sultan Süleyman öfkelendi,
    Emrime karşı mı geliyorsun?
    Seni cezalandırayım da gör, dedi.

    Kuş, Süleyman’a dedi ki;
    Sen koca bir sultansın,
    Cinler, rüzgârlar emrinde senin,
    Benim gibi bir kuştan ne istersin?
    Dilersem yıkarım saltanatını senin.

    Sultan Süleyman dedi ki;
    Ey kuş, bu küçücük halinle,
    Nasıl yıkacakmışsın saltanatımı?
    Kuş dedi, ey sultan kendine güvenme,
    Tacına, tahtına, gücüne güvenme.

    Yakın şehirde bir vakıf var,
    Kimsesizlere yardımı var,
    Yolda kalmışa, garibe, yoksula,
    Öksüze, yetime yardımı var,
    Vakıf için ekilmiş bir tarlası var.

    Uzatma ey kuş dedi Süleyman,
    Bunun bizimle ne ilgisi var?
    Ey Süleyman dedi kuş, beni dinle,
    Şimdi uçup gider, vakıf malı tarladan,
    Bir buğday tanesi, kapıp gelirim.

    Ne olacak ki, bir buğday tanesinden?
    Diye sordu sultan Süleyman.
    Ey sultan, dedi kuş, 
    Bu buğday tanesi vakıf malıdır,
    Senin malının içine atarım.

    Bu buğday tanesi vakıf malıdır,
    Bunda kurdun kuşun hakkı var,
    Fakirin, yoksulun, kimsesizin hakkı var,
    Tüyü bitmemiş yetimin hakkı var,
    Bu buğday tanesi saltanatını yıkar.

    Ahmet YÜCEL (10.04.2006)
     
     
    Milli Eğitim Vakfı
     
    Bir umut belirdi uzaklardan,
    Bir güneş gibi parıldayan,
    Açtı kollarını biz çocuklara,
    Okumak isteyen biz yarınlara.

    Milli Eğitim Vakfıydı bu güneşin adı.
    Yetiştirdi bağrında sayısız fidanları,
    Her bir fidan büyüdü sevgiyle ve bilgiyle,
    Vatanın dört bir yanı geleceğe aydınlandı.

    Bu değerli varlığın bilmeliyiz kıymetini,
    Öğrencisi, öğretmeni birlikte elele,
    Yüceltmeliyiz bu eğitim seferberliğini
    Herkese duyuralım kalbimizdeki meşaleyi.


    Cihangir ACU
    MEV Avni AKYOL Lisesi Öğrencisi
     
     
     
      Vakıf
     
    Harman olur buğdayım aş için 
    Tarlada tohumum uçan bir kuş için 
    Hangi derde derman olayım çare için 
    Damlayan sular göl olur vakıf için 

    Bir elin nesi var? iki el gerek 
    Önümüze çıkar hep bir engerek 
    Türlü türlü çıkan sorunlar için, 
    İmdada yetişen bir vakıf gerek 

    Ağaç dikilir imece ile orman olur 
    Dağ başını almış dik yamaçlar duman olur 
    Her bağın bir bağcısı olur da, 
    Vakıfsız bir dünya viran olur 

    Neyyir Can'ım can gelir gayri 
    Kuruyan damardan kan gelir gayri 
    Millet el ele birlik olmuşsa eğer, 
    Düze çıkar dağlar, vakıf olur gayri

    Neyyir Arıbaş
     
     
    Vakıf Haftası
     
    Vakıf sözü ne demek,
    Bunu herkes öğrensin;
    Vakıf kuruluşların,
    Ne olduğunu bilsin.

    Hayır sever bir zengin,
    Ya da devlet adamı,
    Bir çeşme yaptırmışsa,
    Suyu her an akmalı.

    Şehirleri süsleyen,
    Camilere iyi bak;
    Yeni kuşak korursa,
    Topluma yarar sağlar.

    İnsanlık hazinesidir.
    Vakıf ise bir hizmet,
    Bizler hizmet edersek,
    Gelişir medeniyet.

    Adı her an anılır,
    Yurda hizmet verenin,
    Bir de vakıf olursa,
    Ölmeden kalır ismin.

    Sait KIRKGÖZLÜ
     
     Vakıfım
     
    Ah o vakıflar 
    Görünüşü
    insanlara yardım eli uzatması
    Ne güzeldir.
    İnsanları sever
    Her işi yardımdır.
    Yoksul aileleri sevindirmek ondan sorulur.

    Gönderen : Leyla Taşkırış
     
     
     
    Vakıflar (Gürsoy Solmaz)
     
    Geçmişten bugüne ve bugün bile,
    En güzel bir sosyal kurumdur vakıf…
    Bir hayır, bir sevap olmuş vesile
    Türk ruhuna uygun durumdur vakıf

    Yapanlar dünyayı yaşamış, doymuş
    Onlar ki varlıklı paşaymış, beymiş
    Ebedi olmaya ne güzel şeymiş,
    İslam’da ne iyi yorumdur vakıf…

    Bizim tarihimiz dolu şeref, şan
    Dünyada olmayan bize yakışan,
    Vakıflar her yeri eylemiş vatan,
    Tarihim, geçmişim varımdır vakıf…

    Zengin olanların yaptığı eser,
    Ölümden sonraki yaşayan değer,
    Türklerin gittiği her diyar her yer,
    Saz’ımdır, cura’mdır tar’ımdır vakıf…

    Her fakir, her müşkül hatta her hane,
    Görüp gideceği varmış bir tane,
    İmaret, zaviye ve hastane,
    Üç kıt’a, Balkanlar, Kırımdır vakıf…

    Belde belde şehir şehir bu kurum,
    İslam’ın Türklükle bulduğu yorum,
    Bütün Anadolu,Bursa,Erzurum
    İstanbul,Kayseri,Çorumdur vakıf…

    Bugünde hizmeti olan vakıflar,
    Sanmayalım yalnız dört sade duvar,
    Orada hasenat, hayır dua var
    Düzendir, sistemdir forumdur vakıf…

    Gürsoy Solmaz, Erzurum 





    Vakıflar (Hakkı ÇEBİ)
     
    Sayısız yaraya merhem oldunuz,
    Yuvasız yavruya yuva kurdunuz,
    Her hizmeti önlerine serdiniz,
    İnsan abidesi yüce vakıflar.

    Hastalara ilaç alıp koştunuz,
    Düşkünlere siz her zaman dostsunuz.
    Hem kazaya, hem kültüre koştunuz,
    Hizmet abidesi yüce vakıflar.

    Sarılamayan yara kalmaz sayende
    Çıkar gözetmeksizin sen bu gayende,
    Kimsesizi güldürdük biz sayende,
    Hizmet abidesi yüce vakıflar.

    Amacın hep hizmet etmek insana,
    Yardımını esirgemedin bana,
    Nice saygı, nice hürmet hep sana,
    Hizmet abidesi yüce vakıflar.

    Hakkı ÇEBİ
     
        Vakıflar (İbrahim ATEŞ)
     
    Yardım, dayanışma özüdür onun 
    Sevgi ve kaynaşma sözüdür onun 
    Yurdunu yücelten elli milyonun 
    Gözbebeği canlı şanlı vakıflar. 

    Toplumun refahı için didinen 
    Yoksula yardımı ilke edinen 
    Hizmet yarışında ileri giden 
    Ata yadigarı şanlı vakıflar. 

    Dolaş gör yöreni, sathı vatanı 
    Yurtta vakıf kuran atanı tanı 
    Her yerde bir eser, bir canlı anı 
    Tarihi yansıtan şanlı vakıflar. 

    Vermeyi almaya tercih edenler 
    Mülkünü millete bahşeyleyenler 
    Dev eser bırakıp öyle gidenler 
    Rahmetle anarız sizi vakıflar. 

    3 Aralık – 9 Aralık tarihleri arasında kutlanan Vakıflar Haftasının amacı yüzyıllardır yüce milletimize sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda çeşitli hizmetler sunan temelinde hayır duygusu ve insanlık sevgisi yatan vakıfları tanıtmak.



    Vakıf, abide ve eski eserlerle vakıf gayrımenkullerini (taşınmaz mallarını) dikkatli bir şekilde koruyup gelecek kuşaklara kalmasını sağlamanın milli ve insani bir görev olduğunu telkin etmekle yükümlüdür.
    Kamu hizmetlerine katkıda bulunacak, yeni vakıfların kurulmasını teşvik için vakıfların faydalarını anlatmak amacıyla her yıl 3 – 9 Aralık günleri arasındaki haftayı “VAKIFLAR HAFTASI” olarak kutlarız.
    Tüm medya kuruluşlarında hafta ile ilgili yayınlar yapalır. Okullarımızda ilgili eğitici çalışma kolları (Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma, Tanıtma ve Okul Müzesi Kolu, Turizm ve tanıtma Kolu, Vakıf Kolu gibi.) ile öğrenci ve öğretmenler hep birlikte bir program hazırlarlar. Bu programı hafta boyunca uygulamak için hazırlık çalışmaları yaparlar. Haftanın ve vakıf eserlerinin tanıtımı, önemi, faydası ile ilgili konuşmalar, geziler, şiirler, şarkı ve türküler hazırlanır. Programa göre hafta boyunca uygulanan Vakıf kuruluşları ile işbirliği yapılır.
     
    VAKIF NEDİR?
    Kişinin şahsi mülkünü yardım ve hayır amacıyla ve sonsuza kadar insanlara faydalı hizmetlere ayırmasıyla vakıf meydana gelir. Vakıflar hakkındaki kanun ve tüzükte vakıf şöyle tarif ediliyor: “Vakıf, başlı başına mevcudiyeti haiz olmak üzere bir malın belli bir gayeye tahsisidir.”
    Vakıflar tüzel kişiliğe sahiptir. (Dernek, kooperatif gibi)
    Gelir getiren bir malın veya malların bütünü, gerçekleşmiş veya gerçekleşecek her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakıf yapılabilir.
    Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, vakıf yapılacak malın herşeyden önce vakıf yapanın yani vakfedenin malı olması gereklidir. Bu mal gayrimenkul (taşınmaz mal) olacaktır. Vakıf yapılacak mal, belli süre için vakıf olamaz. Sonsuza kadar vakıf olarak kalmalıdır.
    Vakıf gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulabilir. Ancak vakıf kanuna, ahlâka, Adaba veya millİ menfaatlere aykırı olamaz veya siyasi düşünce veya belli bir ırk veya cemaat mensuplarını desteklemek amacı ile kurulamaz.
    Kurulan vakfın adı, amacı malları, hakları yeni düzenlenen tüzüğünde açık olarak belirtilir. Böylece kurulan vakfın kimlere ve nasıl faydalı olacağı açıklanmış olur. Vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünün teftiş makamı tarafından denetlenir.
    Bazı vakıflar, tüzel kişilerce kurulur. Örneğin Türk Eğitim Derneği’nin kurduğu Türk Eğitim Derneği Ankara Koleji Vakfı gibi.
    Bazı vakıflarda gerçek kişiler, yani sağlıklı vakıf kurma yaşına gelmiş, varlıklı kişiler tarafından kurulur. Örneğin Sosyal ve Kültür alanlarında yardımcı olmak amacı ile zengin bir kişi tarafından kurulan vakıflar gibi.
    Bütün vakıfların dayandığı ana ilke, yardımlaşma ve dayanışmadır. Sayısız ölmez eserlerin meydana gelmesine sebep olan yüce düşünce ve insancıl bir duygudur.
    Geçmişten geleceğe uzanan sağlam bir köprü olan vakıfların korunması, yaşatılması Vakıflar Genel Müdürlüğü ile hepimizin görevidir.
    VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN GÖREVLERİ
    Bir taraftan vakıf kuruluşları ile sosyal ve kültürel görevleri yapar. Diğer taraftan vakıf yolu ile bırakılan ve Türk medeniyetine, dünya medeniyet tarihinde haşmetli yerini kazanmış vakıf sanat eserlerinin ve şaheserlerinin asıllarını bozmadan bakım, onarım ve restorasyonlarını yapmaktadır. Onları en iyi şekilde koruyarak gelecek nesillere ulaştırmada büyük ve önemli görevi başarı ile yapmaktadır.
    Ayrıca vakıf yolu ile meydana gelmiş olan abide ve eski eserlerimizin tarihi ve sanat değerlerini belirten yayınlar yapmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden her zaman ucuz bir şekilde temin edeceğimiz bu yayınlanmış eserlerden vakıfları, vakıf eserlerini, bu eserlerin yerlerini ve amaçlarını resimleri ile öğrenip bilgiler kazanabiliriz.
    Vakıflar Genel Müdürlüğü, yeni vakıf kuracaklara yol gösterip yardımcı olmaktadır.
    Vakıflarımıza ait mallar ile abide ve eski eserleri dikkatli bir şekilde korumak, gelecek kuşağa bütün güzelliği ve azameti ile teslim etmek, hepimizin milli ve insani görevidir.


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Kapak Resmi
Tema Vakfı
Sponsorlu Bağlantılar
Yazı İşlemleri
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)

Bir şey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin